Çizgili Forum

Geri git   Çizgili Forum > FORUM KULLANIM ALANI > Üst Yönetim Odası > EĞLENCE – MİZAH - SÖZLÜK > Fıkralar
Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Tüm Mesajları Okunmuş Say

Yanıtla
 
Seçenekler Stil
Alt 29-03-2009, 00:13   #1
HUNKAAN

 
HUNKAAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 11-08-2008
Mesajlar: 965
Uye No:855
Tecrübe Puanı: 4338
Karizma Puanı: 4283486
Karizma Derecesi
HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde HUNKAAN şöhret ötesinde
Standart

Merhabalar değerli dostlar,

Malum yarın belediye seçimleri var bütün yurtta, güzel ülkem belkide bugüne kadar görmediği enteresan olaylara sahne oldu partilerin seçim kampanyalarında, bazı valilerden elektriği olmayan yörelere yapılan çamaşır makinası, buzdolabı vs… yardımlarından tutun da belediyelerin artık pekde yadırganmayan kömür makarna yardımlarına kadar bir sürü olmaması gerekenler yaşandı gene…

İşin açıkçası oyların bedelleri, rüşvetleri yerlerini buldu, pekde itiraz eden çıkmadı bütün bu suç teşkil eden durumlara; ana muhalefet partisi bile aciz kaldı yapılanlar karşısında ve bir kısım Türk Halkı’nın bazı değerlerinin nasıl parayla satın alındığına bir kesim halkın oyunu nasıl satacağına hep beraber şahitlik ettik, bazı yerlerde YSK biraz sesini çıkarır daha doğrusu fısıldar gibi oldu seçim yasaklarından falan bahsederek ama kimse takmadı, ciddiye almadı bu cılız sesi, aslında bu verilenler, dağıtılanlar yani rüşvetler oyların bedelleri normal işleyen bir demokraside bu suçu işleyen partinin anında kapatılmasına neden olabilecek olaylar ama bizim güzel ülkemizde demokrasiden her gün biraz daha uzaklaşılmakta olunduğundan pekde önemsenecek bir durum değil yani.

Zaten bir zat-I muhterem dememişmiydi zamanında açık açık “bizim için demokrasi amaç değil istenilen hedefe ulaşmak için sadece bir araçtır” diye eh kafa ve düşünce bu olunca uygulanan durumlardan da demokrasiye uygun bir çizgi beklemek hayal olur “amacın” “araç” olduğu bir ortamda.

Gene bugün güzel ülkemde bir kurtarma daha doğrusu kurtaramama rezaletinin son perdesini yaşadık, günlerce süren arama tarama rezaletini ve kaza geçiren bu insanların nasıl ölümün kucağına atıldığını gördük, insanlar hayatlarını kaybettiler, geride kalanlar evlatlarını, kocalarını, babalarını yitirmenin boşluğunu yaşadılar ve yaşamaktalar, cahilce, bilgisizce yönetilen ve acı sonla biten bir kurtaramama operasyonu sonucunda.

Yukarıda belirttik malum yarın seçim günü bu kadar kasvetli, boğucu bir gündemden sonra yüzünüzde bir gülümsemeye neden olabilmesi için seçimle ilgili fıkralar alıntıladık çeşitli yazarlardan oradan, buradan ve umarım fıkraları okuduğunuzda yüzünüzde bir gülümseme ifadesi yaratmış oluruz… Bazı fıkraları ve ifadeleri biraz yumuşattık içimizdeki küçük kardeşlerimizinde bunları okuduğunu düşünerek bazı yerlerde alıntıların orijinallerine bu nedenle pekde sadık kalamamış olabiliriz affınıza sığınarak.

Ve yarınki seçimlerin huzurlu, olaysız, üzülmemize neden olmıyacak barışçıl ve hilesiz bir ortamda geçmesi dileklerimizi de ekliyerek fıkralarımıza geçmek üzere noktalıyalım yazımızı…

Sağlıcakla kalın,
HUNKAAN


Günsel GÜNHAN’dan alıntıdır
“Külyutmaz bir parti başkanı ve başkan yardımcısı seçim kampanyası sonrası oylarını atarlar. Bir deniz kıyısında güzel bir yemek yerler. Bir şişe de şarabı devirir ve kamp çadırında ertesi sabah ile ilgili hayaller kurarak uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra parti başkanı uyanır ve yardımcısını dürtükler:
-Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle!
Yardımcı cevap verir:
- Milyonlarca yıldız görüyorum.
Lider sorar:
- Bu sana neyi gösteriyor?
Yardımcısı, uyku mahmurluğu ve yalakalık arası bir modda, liderinin güzel şeyler duymak isteyeceğini düşünerek cevap verir:
-Efendim gökyüzünde partimizin burcunun yüzlerce yıldızda parıldadığını görüyorum, pazartesi bizim yüzlerce belediye başkanımız olacak, der.
Lider, yardımcısını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
-Ulan körmüsün! Çadırımızı araklamışlar görmüyor musun?


Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için gittikleri Anadolu"dan dönüyorlarmış. Gece yarısı otobüsleri büyük bir köyün yanından geçerken derin bir şarampole yuvarlanır. Bütün gün slogan dinlemekten beyni ambale olan şoför uyumuştur.
Bir kaç köylü koşarak gelir ve gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlar sabaha karşı işleri bitmiştir. Sabah, Jandarma soruşturma için köye gelir.
Köylülere sorar:
-Otobüsteki bütün politikacıları gömdünüz demek. Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?
Köylülerden biri cevap vermiş:
- Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz. Nasıl yalan söylerler!


Yıllarca bir işe yaramadan helâl(!) milletvekili maaşı alıp, statükonun kucağında dans eden vekillere özel fıkra:
Kayseri'nin eskimez adaylarından ünlü biri, ölürken oğullarını yanına çağırır,
Şöyle der :
-Bakın evlatlarım artık ben gidiyorum. Size son sözüm şudur:
-Devlet çalgı, siz çengi... Hiç sürçmeyin, ayak uydurmaya bakın!

Bu da sürrealist! bir fıkra:
Van"da bir kamyoncu akaryakıt istasyonuna yanaşır.
Bir de ne görsün bir partinin yolunu şaşırmış bir seçim tankeri(!). Üzerinde "Mazot 1 YTL. Olacak" yazıyor. Kamyoncular doğuda zaten kaçak ve ucuz mazot kullandıklarından kamyoncu dehşete kapılır:
-Ula şerefsiz adama bak be! Daha başa geçmeden mazota zam yaptı...

Bir anekdot:
21 Temmuz 1946 seçimleri arifesi.
Açık oy, gizli sayım ucubeli seçimler öncesidir.
İsmet Paşa, pırpırlı küçük uçakla seçim gezilerinden birine gitmektedirler.
Yanına meşhur hatip Osman Bölükbaşı"nı da almıştır. Amacı ezeli muhalifi DP"li Bölükbaşı"nı biraz yumuşatmaktır. Uçakta o zamanlar 7 yaşında olan Erdal İnönü de vardır.
Uçak Eskişehir taraflarında alçaktan uçmaktadır ve aşağıdaki patates tarlasında çalışan köylüler gözükmektedir.
Erdal İnönü, köylüleri görmüş ve babasına
-Bunlar kim, neler yapıyorlar orda diye sormuş.
İnönü:
-Onlar köylü. Ekin ekerler, ekinler büyür, onları bize satarlar, biz de onlara bunun karşılığında para veririz, onlar da parayı alınca çok sevinirler. demiş.
Küçük Erdal, bunu duyunca babasından para istemiş.
İsmet İnönü:
-Oğlum bende bozuk yok, Osman amcandan iste! demiş.
Küçük Erdal, bunu üzerine Osman Bölükbaşı"nın yanına gidip:
Osman Amca! Bana bozuk para verir misin, demiş.
Osman Bölükbaşı:
-Oğlum parayı ne yapacaksın? Diye sormuş.
Küçük Erdal:
-Sevinsinler diye köylülere atacağım, demiş.
Bölükbaşı, taşı gediğine koymak için iyi fırsat yakalamıştır. İsmet Paşa"nın da duyabilmesi için sesini yükselterek:
-Evladım, üç beş kuruş atıp sadece aşağıdaki köylüleri sevindireceğine, babanı uçaktan atalım da bütün millet sevinsin!
İnönü, o sırada tebessümünü gizlemek için dışarı bakmaktadır.


Sevda Duman'dan seçim fıkrası
“Şimdi ise bir seçim fıkrası.
Fıkra, Yani tebessüm etmek için hazırlanmış, tamamen hayal ürünü kısa hikâye.
Art niyet içermediğini belirtmekte fayda var.

SEÇİM KAMPANYASI!
Tayyip Erdoğan kaza geçirir ve vefat eder.
Cennet'te Cebrail tarafından karşılanır ve Cebrail o'na der ki;
-‘'Hoş geldiniz, ufak bir sorunu halletmemiz gerek. Burada nadir olarak Başbakan görüyoruz. Ve sizlere ne yapacağımız kesin değil.''
-‘'Büyük patron, sizin konumunuzda ki kişilerin, bir gün cennette bir gün cehennemde geçirmenizi istiyor. Daha sonra kalacağın yeri sen seçeceksin.''
-Ama ben kararımı verdim, cennette kalmak istiyorum.
Üzgünüm kurallarımız kesindir.
Cebrail Tayyip'i önce Cehennem'e götürür.
Cehennemin kapısı açıldığında,
İçeride yemyeşil mükemmel bir golf sahası görür.
Bulutsuz bir havada güneş parlamaktadır ve sıcaklık 25 derecedir.
Uzakta golf sahasının muhteşem binası görünmektedir.
Binanın önünde de Fethullah Hoca, Adnan Menderes ve Turgut Özel durmaktadır
Sağın büyük isimlerinin çoğu buradadır.
Bütün iyi insanlar mutlu, sevinçli yüzleri ve iyi giyimleri ile(Versace, Armani) eğlenmektedir.
Erdoğan'ı karşılamaya koşarlar, o'nu öperler ve geçmişte ki anılarını anlatırlar.
Dostane bir golf partisi yaparlar.
Şeytan onlara buzlu içecekler ikram eder.
-‘'Tayyip, al iç, seni rahatlatır bu buzlu margarita''der.
-‘'Ya ben içmemek için yemin ettim.''
-‘'Çocuğum burası cehennem, iç rahatla. Burada sakınmadan istediğin her şeyi yiyip içebilirsin. Şimdide sonra her şey daha iyiye gidecek.''
Tayyip Erdoğan içkisini içer ve daha sonra şeytanı daha sempatik bulmaya başlar.
Şeytan çok naziktir, fıkralar anlatmakta ve iyi şakalar yapmaktadır.
Vaktin nasıl geçtiğini hiç anlamaz.
Nihayet Cehennem'den ayrılma zamanı gelir. Bütün arkadaşları elini sıkar ve asansöre binip göğe yükselir.
Cebrail o'nu çıkışta beklemektedir.
-‘'Şimdi göğün güzelliğini görme zamanı,24 saatliğine Cennet'e gidiyorsun''der.
24 saat boyunca Erdoğan, Aziz Nesin, Nazım Hikmet, Atatürk ve diğer ülkelerin ünlü şair ve yazarlarıyla karşılaşır.
Bu insanlar da arkadaş canlısıdır ve Tayyip'e tevazu göstermektedirler.
Tek bir kötü laf(ananı da al git vs.) eşek şakası yapmazlar.
Yemek kulüp binasında değil, sıradan bir restoranda yenir.
Bunlardan hiç biri zengin insanlar olmadıklarından, dünyada gördüklerinden hiçbirine rastlamaz burada.
Gün biter ve Cebrail gelir.
-‘'Evet, Tayyip, şimdi karar vermek zorundasın''der.
Tayyip Erdoğan bir dakika düşünür ve cevap verir;
-‘'Hımm. Güzel ben hiç böyle bir karar vereceğimi sanmıyordum.
Cennet enteresan ama ben yine de Cehennem'de kendimi arkadaşlarımla daha rahat hissedeceğim''der.
Cebrail o'nu Cehennem'e giden asansöre bindirir.
Cehennemin kapıları açıldığında kendisini, yanmış kıraç bir ovanın ortasında, vidanjörlerin boşaltıldığı ve endüstriyel atıkların bulunduğu bir alanda bulur.
Arkadaşlarını gördüğünde ise iyice kahrolur. Hepsi zincirli, prangalı, kara torbalara koymak üzere çöpleri toplamaktadır.
Acıdan inlemektedirler, başlarına gelenden şikâyet etmektedirler.
Elleri ve yüzleri kirden simsiyahtır.
Şeytan gelir ve elini Tayyip Erdoğan'ın omzuna koyar.
Gördükleri karşısında şoke olan Tayyip mırıldanmaktadır:
Anlamıyorum dün geldiğimde bura bir golf sahası ve bir kulüp evi vardı. Istakoz ve havyar yedik, içkiler içtik. Tavşanlar gibi sıçrayıp eğlendik.
Şimdi ise pislikle dolu bir çöl görüyorum ve her şey sefil halde görünüyor.
Şeytan o'na bakar ve gülümser, kulağına der ki;
-‘'Dün seçim kampanyası vardı bugünse sen bize oy verdin.''
HUNKAAN isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 09-04-2009, 01:43   #2
gulgun

 
gulgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2008
Mesajlar: 660
Uye No:910
Tecrübe Puanı: 214
Karizma Puanı: 169640
Karizma Derecesi
gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde gulgun şöhret ötesinde
:) Sürrealist fıkra

Sevgili Hünkaan'ın sürrealist fıkrasını küçüklüğümde dinlemiştim, net hatırlamasam da 10 yaşın altındaydım herhalde, doğru olsa çok güzel olurdu, çünkü bugün demokrasinin oturduğunu söylüyorlar, liderler bırakın ailecek uçağa binmeyi yanyana bile gelmiyorlar.
Dün yine bir anı okudum eski ve çok önemli bir genel müdürle ilgili, başka zaman anlatırım uzun, konu bölünmesin, yaşanan olayın olması fiziken mümkün değil ama övmek için olmuş gibi anlatıyorlar.
Sakın yanlış anlamayın başta Hünkaan olmak üzere sevgili çizgi roman dostları, belki de bahsedilen olay yaşanmıştır. Yaşanıpta insanlar uçaktan neşeyle indilerse bizim de bazı şeyleri düşünmemiz gerekmez mi, iyi geceler...
gulgun isimli üye çevrimiçi   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz




vBulletin® Version 3.7.0 Beta 4