Çizgili Forum

Geri git   Çizgili Forum > FORUM KULLANIM ALANI > Üst Yönetim Odası > HOBİ – AİLE - GÜNLÜK HAYAT – YEMEK – SAĞLIK > Hobiler - Kişisel Çalışmalar > Çiçek Yetiştirme ve Bitkiler
Üye Ol Yardım Üye Listesi Takvim Tüm Mesajları Okunmuş Say

Yanıtla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-05-2009, 10:57   #1
mustafaszr

 
mustafaszr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 19-07-2008
Nereden: Alaşehir
Mesajlar: 454
Uye No:601
Tecrübe Puanı: 950
Karizma Puanı: 912733
Karizma Derecesi
mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde
Standart Soğanlı Çiçekler































LALE..SÜMBÜL..NERGİS..
Kim sevmez laleyi,sümbülü,nergisi... Asırlardır şairlere,ozanlara ilham vermiş, bazıları bir devre isim olmuş bu çiçekler ve daha birçok çeşitleri "SOĞANLI BİTKİLER" olarak tanınır.
Her mevsim, iklim ve yere uygun bir soğanlı bitki mutlaka vardır. Kış sonunda toprağı delen kardelenlerden başlayarak,müge,safran,fulya,nergis,sümbül,anemon ve laleler ilkbaharda, begonia,zambak,yıldız ve glayöl çeşitleri ise yazdan sonbahara kadar bahçelerimizi şenlendirir.
Evde yetişebilen soğanlı bitkiler de hatırı sayılacak kadar çeşitlidir. Kaladyum,amaryllis,frezya,gala ve zambak cinsleri gibi.. Ayrıca baharda açan soğanları bu mevsimde dikerek ilkbaharı salonlarınızda karşılayabilirsiniz.
Soğanlı bitkiler besinlerini köklerinde taşıdıkları için özellikle ilk yıl fazla özen gerektirmeden çok güzel açarlar. Ertesi yıl da aynı verim isteniyorsa çiçekleri geçtikten sonra,yaprakları kuruyana kadar iyi sulanıp beslenmelidir. Bu şekilde soğanlar gelecek yıl için yeterli besini depolayabilecektir.
Soğanların bir kısmı toprakta bırakılırken, bir bölümü de sökülüp,kuru toprak veya kum içinde dikim zamanına kadar saklanır. Saksıda yetiştirilen bahçe soğanları ise (sümbül,lale gibi)ertesi yıl bahçeye dikilir. Saksı için yeni soğanlar alınır.
Bu köşede balkon,bahçe ve evde yetiştirebileceğiniz soğanlı bitkileri ve bunlar hakkında gerekli bilgileri sırasıyla yazacağım


SOĞANLI BİTKİLERİN EVDE YETİŞTİRİLMESİ
Baharı salon veya mutfağınızda açan mis kokulu sümbüllerle karşılamak ister misiniz? Öyle ise üç günde soluveren kesme çiçekler yerine saksıda yetiştireceğiniz soğanlı bitkilerle haftalarca bu güzelliğin keyfini sürebilirsiniz.
Bunun için bir alışveriş merkezinin bahçe bölümünü ziyaret etmeniz yeterli.. Eylul ayından itibaren bahçe soğanları satılmaya başlanıyor. Ev için safran (crocus) ve sümbülün her çeşidi,nergis ve lalelerin kısa boylu ve erken açan cinsleri uygundur.
Saksıların dibine drenaj için kiremit parçaları veya çakıl koyun. Yarıya kadar toprak doldurun. Soğanları birbirine değmeyecek şekilde bastırmadan yerleştirin.. Üzerine soğanlar örtülünceye kadar toprak ekleyin. Hafifçe bastırın ve sulayın. Saksıları soğuk ve karanlık bir yere yerleştirin. Bodrum,camekanlı balkonda bir dolap içi olabilir veya saksıların üzerine siyah naylon poşet geçirebilirsiniz. Saksıları 2 ay kadar öylece bırakın. Ara sıra kontrol edin.Toprağı kurumuşsa biraz sulayın.
6-10 hafta içinde soğanlar uç verecektir. Karanlıktan önce gölge,bir iki gün sonra da aydınlık bir yere alın.Yapraklar uzayıp tomurcuk sapları kendini gösterince saksıyı evde direkt günışığından uzak aydınlık bir yere yerleştirin. Düzenli olarak sulayın.Saksıları ara sıra çevirin. Çiçekler bittikten sonra saksıları dışarı çıkarabilirsiniz. Yapraklar kuruyuncaya kadar sulamaya devam edin. Soğanları kuru bir yerde saklayın. Sonbaharda bahçeye ekebilirsiniz.
Alacağınız soğanlar çürüksüz,hastalıksız olmalıdır. Sümbülleri tek dikebilirsiniz ancak diğerlerini grup halinde dikerseniz daha gösterişli durur. Paketin üzerinde çiçek açma tarihi yazar. Farklı zamanlarda açan soğanlar seçerseniz,şubattan mayısa kadar sürekli çiçek elde edebilirsiniz.
Bahçeye dikilecek soğanlar hakkında, her bitkiyi tanıtırken ayrıca bilgi vereceğim.


AMARYLLİS (Hippeastrum)
Bu bitkinin iki ayrı grupta toplanması daha doğru olur. Hippeastrum dış mekanlarda yetiştirilebilen ,dayanıklı bir soğandır. Amaryllis ise bu soğanın melezlenerek üretilen daha farklı bir türevidir. Amaryllis renk ve biçim açısından daha zengin çeşitlere sahip olmakla beraber bahçe şartlarında yetiştirilmeye elverişli değildir.
İç mekanda yetiştirilebilen Amaryllis çeşitleri çiçekçi ve alışveriş merkezlerinde soğanı hazır dikili halde sonbaharda satışa çıkarılır. Son derece iri ve cazip renkli çiçekleri dikimden 8 hafta sonra açmaya başlar.
YETİŞTİRİLMESİ:
Saksıyı oda ısısında, aydınlık bir yere koyun. Soğan filizleninceye kadar az,daha sonra bolca sulayın. Çiçekleri geçtikten sonra ertesi yıl açması için yaprakları sararıncaya kadar sulamayı sürdürün. Haftada bir sıvı gübreyle besleyin. Zamanla kuruyan sap ve yaprakları alın, sulamayı kesin. Kuru halde muhafaza ettiğiniz saksıları sonbaharda yeniden sulamaya ve beslemeye başlayın. 3 yılda bir saksı değiştirin.
HİPPEASTRUM
Bahçede yetiştirilmeye uygun bu cins Amaryllis kadar meşhur değildir. Soğanlar mayıs ayında drenajı iyi,bol güneş alan bir yere dikilir. Her biri 15 cm. derinlik ve 30 cm. aralıklarla dikilmelidir. Sap uzayınca ince bir çubukla desteklenirse eğilmez..Soğanlar kışın toprakta kalabilir.




AFRİKA ZAMBAĞI (Agaphantus)
Agaphantus hem yerde,hem de saksı içinde yetiştirilebilen çok gösterişli ve dayanıklı bir çiçektir.Yüksekliği 1 metreye varan bitki yaz boyunca beyaz,mavi ve mor renklerde bol çiçek açar.
Seradan saksı içinde alabilirsiniz.Güneşi çok sever.Soğan olarak dikilecekse derinlik 10 cm. olmalı ve 50 cm. aralık verilmelidir.Yaz aylarında bolca sulanır.
Saksıda olanlar için;kökleri saksıyı doldurmadıkça değiştirilmemelidir.Kışa dayanıklıdır.


MANİSA LALESİ (Anemone)
Anavatanı anadolu olan bu çiçek zengin renk ve çok farklı çeşitlere sahiptir.Cinsine göre şubattan eylüle kadar çiçek verir.Pek boylu değildir.(15-20 cm.)güneş veya hafif gölgede yetişebilir.Cinsine göre ilk veya sonbaharda dikilir
"Pençe" tabir edilen soğanları 5 cm. derinlik ve 10 cm. aralıklarla dikilmelidir.




KANA (Canna)
Büyük renkli yaprakları,gözalıcı çiçekleriyle kanalar bahçelerin, parkların en gösterişli bitkilerindendir.Bir kere dikilince kalıcı olur ve sürekli çoğalır.Kısa boylu cinsleri rahatlıkla saksıda yetiştirilebilir.Boyu 60 cm.den 1,5 metreye kadar değişebilir.
Rizom denilen etli kökleri Mayıs ayında 5 cm. derinlik ve 30 cm. aralıklarla bol güneşli bir yere dikilir.



KLİVYA (Clivia)
Klivya bir iç mekan bitkisi olmakla birlikte yazın dışarıda,yarı gölgede durabilir. Soğuklar başlamadan içeri alınır. Güneşli bir pencere önüne yerleştirilir.Koyu yeşil renkte dar uzun yaprakları ile çiçeksizken dahi dekoratif bir manzarası vardır. Baharda kalın sert bir sap çıkarır. Üzerinde demet halinde 15 -20 adet çiçek bulunur. Borazan şeklindeki bu çiçekler genelde portakal rengi ve çok gösterişlidir. Yaşlı bitkiler daha fazla çiçek sapı çıkarır.
Klivya'nın her yıl açması için saksısını mecbur kalmadıkça değiştirmeyin. Kışın çok az sulayın ve beslemeyin.


SAFRAN, ÇİĞDEM (Crocus)
Safranlar aslen çayır ve ormanlarda yetişen doğal bir çiçektir. Melezleme yoluyla bir çok çeşidi üretilmiştir. Beyaz,sarı,mor ve çizgili çeşitleri cinsine göre ilkbahar veya sonbaharda çiçeklenir. Toprak açısından seçici değildir. Gölge ağaç altlarından çim alanlara kadar her yerde yetişir. Saksıya dikilirse tomurcuklandığı zaman içeri alınabilir.
Sonbaharda açanlar haziranda,ilkbaharda açanlar ise eylül-kasım arası dikilir.
Soğanları 7,5 cm. derinlikte ve 10 cm. aralıklarla dikilir.


İNCİ ÇİÇEĞİ, MÜGE (Convollaria)
Nemli, gölge ağaç altlarını çok seven müge, iri yaprakların arasında çıtı pıtı beyaz kokulu çiçekleriyle çok zarif bir bitkidir. Rizom denen etli kökleri toprak altında dallanarak çoğalır. Gölge alanlarda yer örtücü olarak kullanılabilir.
Çizgili yapraklı ve pembe çiçeklileri de mevcuttur.
Kökleri kasım ile mart arası 2,5 cm.derinlikte ve 10 cm. aralıklarla dikilir. İlkbaharda çiçek açar.Suyu çok sever.
Müge zehirli bir bitkidir.


YILDIZ ÇİÇEĞİ - DALYA (Dahlia)
Anavatanı Güney Amerika olan yıldız çiçeğinin yumruları 1814'de Avrupa'ya ilk gönderildiği zaman sebze olarak yenmişti. Ekilen yumrular gelişip muhteşem çiçekler açtığında ise işin rengi birden değişti. Üstelik bu bitki aşılanmaya ve
melezlemeye çok elverişliydi.Çeşitleri birden arttı.Yıldız çiçeği için Avrupa'da meşhur "lale çılgınlığı"nı andıran bir dönem yaşandı. Nadir soğanlar ağırlığınca altına satıldı.
Zamanımızda yıldız çiçeği binlerce çeşidiyle hala popülaritesini koruyor. Boyutu düğme iriliğinden servis tabağı büyüklüğüne kadar değişen çiçek çeşitlerinin neredeyse her rengi vardır. Çiçek biçimleri de farklıdır. Pompon,kaktüs,dekoratif ve yalınkat bunlardan bazılarına verilen isimlerdir. Ayrıca ebruli,benekli ve kırçıllı olanları da mevcuttur.
Bitkisinin yüksekliği cinsine göre bir karıştan iki metreye kadar değişir. Kısa boylular saksı veya çiçekliklere yahut bahçede çiçek öbeklerinin ön kısımlarına ekilir. Orta boylu olanları büyük saksılarda yetiştirilebilir. Ancak uzun boylu ve iri çiçekli yıldızlar yalnızca bahçeye dikilmelidir.
Yıldızlar bol güneş,iyi gübrelenmiş toprak ve bol su isterler. Yumruları dikmeden altı hafta evvel yeri iyi yanmış gübreyle beraber bir bel derinliğinde kazılır. Mayıs içinde kürekle 15 cm.derinliğinde bir çukur açılır. Açılan çukura 3-4 yumru dikkatlice yerleştirilir. İyi toprakla üzeri örtülür.Yumrular 7-8 cm. derinlikte olmalıdır. Toprak parmaklarla bastırılıp, sıkıştırılır. Filizler görününceye kadar fazla su istemez.
Boylu yıldızlar destek ister.Destek çubuğu çukur açıldığında, yumruları yerleştirmeden önce toprağa sağlamca çakılır.Daha sonra yumrular yerleştirilir.Kısa boylular için gerekmez.
Yıldız çelikle de yetiştirilebilir.Baharda yumrular sürünce,sürgünlerden 15 cm. lik çelik keskin bir makasla alınır.İyi toprakla dolu bir saksıya ekilir.Hafif gölgede ara sıra sulanarak köklendirilir.Daha sonra toprağıyla beraber gerçek yerine dikilir.
Eskiden yaz sonuna doğru çiçeklenen yıldızların şimdiki çeşitleri Hazirandan başlayarak Kasım sonlarına kadar sürekli açıyor.Devamlı ve kaliteli çiçek almak için bitkiler her 15 günde bir gübre şerbeti veya suda eriyen çiçek gübresiyle beslenmelidir.
Sonbaharda bitkinin sapları kararınca yumrular çatal bel yardımıyla dikkatlice topraktan çıkarılır.Cinsine göre etiketlenir.Bir hafta kadar kuruması beklenir Daha sonra serin ve kuru bir yerde bahara kadar muhafaza edilir.


KARDELEN (Galanthus)
Baharın ilk müjdecisi olan kardelenlerin anavatanı Anadoludur.Yetiştirmesi gayet kolaydır. Ancak soğanları kurursa tutmaz. Onun için başlangıçta hazır yetişmiş almalı,daha sonra usulüne uygun olarak çoğaltmalıdır.
Bitki çiçekleri bittikten sonra yaprakları henüz yeşilken dikkatlice sökülür.Kökleri ayrılır ve bekletmeden dikilir.
Kardelen yarı gölge ve nemli topraktan hoşlanır.Çimlerin arasına ve ağaç altlarına dikilebilir.

Yaşasın Çizgiroman Kardeşliği
mustafaszr isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 01-05-2009, 10:59   #2
mustafaszr

 
mustafaszr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 19-07-2008
Nereden: Alaşehir
Mesajlar: 454
Uye No:601
Tecrübe Puanı: 950
Karizma Puanı: 912733
Karizma Derecesi
mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde
Standart


FREZYA (Freesia)
Frezyalar parlak renkleri ve emsalsiz kokusuyla kış aylarında kesme çiçek olarak evlerimizi şenlendirir. Biraz özenle bu güzel çiçeği bahçemizde de yetiştirebiliriz.
Frezya iyi drenajlı hafif toprak, kuytu ve güneşli bir yer ister. Minik soğanlar nisan ayında 5 cm. derinlikte ve 10-15 cm. aralıklarla dikilir. Düzenli su verilir.Temmuzdan ekime kadar sürekli çiçek açar. Bitki sarardıktan sonra soğanları dikkatlice sökülür. Kuru kum içinde bahara kadar saklanır.


SÜMBÜL (Hyacintus)
Zarafeti ve güzel kokusuyla eskiden beri şiirlere,şarkılara konu olan sümbüller geleneksel çiçeklerimizdendir. Ülkemizde tabii olarak bulunan bu çiçek zamanla Avrupa'ya götürülmüş, özellikle Hollanda'lı çiçekçiler tarafından aşılanarak pek çok çeşidi elde edilmiştir.
Tabii sümbüller uçuk pembe,mavi ve beyaz renklerde,yalınkat olur. Ağır ve tatlı bir kokusu vardır. Dikildiği yerde sürekli çoğalır ve yetiştirilmesi kolaydır.
Hollanda sümbülleri ise çok zengin renklere sahiptir. Çiçekleri kalın bir sapın çevresinde katmerli ve çok sayıdadır. Cinsine göre ağır veya hafif kokulu olabilir.
Sümbül soğanları eylül-ekim aylarında iyi gübrelenmiş toprağa 15 cm. derinlik ve 20-30 cm. aralıklarla dikilir.Tabii sümbüller mart-nisan, Hollanda sümbülleri ise nisan-mayıs aylarında açar. Soğanları topraktan çıkarmaya gerek yoktur.


ZAMBAK (Lilium)
Zambak çiçeği insanlık tarihinde çok eski bir geçmişe sahiptir. Öyle ki bundan 3000 yıl önce yetiştirildiğine dair kayıtlar vardır. Çok fazla çeşidi üretilmiştir. Zambak yetiştirmek kolay değildir. Sabır ve bilgi gerektirir.
Zambak soğanları genellikle Ekim ayında dikilir. İyi drenajlı,rüzgar almayan ve güneşli bir yer seçilir. Humus veya gübreyle zenginleştirilmiş toprakta 20 cm. derinliğinde bir çukur açılır. Çukurun dibine biraz iri kum serpilir. Kökler yaygın bir şekilde yerleştirilir.İyi toprakla çukur doldurulur. Hafifçe bastırılır.
Bahar ve yaz aylarında düzenli ve bol su gerektirir. Çiçeği açıp bittikten sonra da zambak sulanıp beslenmeye devam edilir. Solan çiçekler kesilir ama sap kısmı sonbaharda kendiliğinden kuruyuncaya kadar bırakılır. Soğanları topraktan çıkarmaya gerek yoktur.


NERGİS (Narcissus)
Nergisler şüphesiz soğanlı bitkilerin en tanınmış üyelerinden biridir.Yetiştirilmesi çok kolaydır.Soğanları bir kere dikildikten sonra topraktan çıkarılmaz.Yıldan yıla çoğalarak olduğu yerde yayılır.Nergislerin ana rengi sarı olmakla beraber beyaz,portakal rengi veya iki renkli olanları da vardır.Çiçeklerin farklı boyut ve biçimlerde,kokulu ve kokusuz çeşitleri bulunur.
Nergisler normal bahçe toprağında,güneşte veya hafif gölgede yetişebilir.
Soğanlar Eylül başlarında 10- 15 cm. derinliğinde dikilir.Çiçekler cinsine göre Şubat ve Nisan arasında açar.Bitkinin yaprakları kuruyana kadar kesilmemelidir.


GİRİT LALESİ (Ranunculus)
Girit lalesi pençe adı verilen köklerden yetiştirilir.Gösterişli çiçekleri suda uzun süre dayanır.Ayrıca sevilen bir bahçe çiçeğidir.
Pençeler Mart ayında güneşli bir yere 5 cm. derinlik ve 15 cm. aralıklarla dikilir.Mayıs ve Haziran'da açar. Bitki kuruduktan sonra pençeler topraktan çıkarılıp kuru kum içinde saklanmalıdır.


SÜSEN (Iris)
Süsen kılıç biçimi yaprakları,garip biçimli ve güzel kokulu çiçekleriyle çok rastlanan bir çiçektir. Bizde genellikle mor renkli olarak bilinir. Oysa dünyada çok sevilen süsenin parlak maviden siyaha kadar birçok rengi elde edilmiştir. Süsen farklı zamanlarda açan birkaç türe sahiptir.Kolay yetişir. Fazla bakım istemez. Bol güneş,drenajı düzgün iyi işlenmiş bahçe toprağı yeterlidir. Yazın suyu sever. Rizom denen etli kökleri yıldan yıla yayılarak çoğalır. Kışın topraktan çıkarılmaz.
Rizomlar sonbaharda ana bitkiden ayrılır. 5 cm. derinlik ve 15-20 cm.aralıklarla dikilir.
Cinsine göre şubat ayından temmuza kadar açabilir.


LALE (Tulip)
Bir devre adını veren bir çok sanat dalının değişmez motifi olan lale aynı zamanda milli çiçeklerimizdendir. Ne yazık ki bu zarif çiçeği park ve bahçelerde eskisi kadar sık göremiyoruz.
Lale bahçede olduğu kadar saksılarda da yetiştirilebilir.Farklı zamanlarda açan yüzlerce çeşidiyle Mart'tan Mayıs sonuna kadar göz zevkimizi okşayan çiçeklerini eksik etmez.
Lale soğanları mümkün olduğu kadar geç dikilmelidir. Soğanları çeşidin çok olduğu Eylül- Ekim aylarında satın alın. Serin ve karanlık bir yerde muhafaza edin. Kasım sonlarında toprağa dikin.
Soğanlar 15 cm. derinlik ve 10-15 cm. aralıklarla dikilir. İyi işlenmiş bahçe toprağı ve bol güneş ister. Düzenli sıralar halinde olabileceği gibi soğanları toprağa serpip oldukları yere dikerek tabii bir manzara da elde edebilirsiniz. Özellikle çim alanlarda böylesi göze daha hoş görünür. Yalnız ilkbaharda lalelerin yaprakları kahverengileşmeden biçilmemelidir. Çiçekleri geçtikten sonra laleler sulanıp arada sıvı gübreyle beslenirse soğanı kuvvetlenir ve ertesi yıl tekrar açar. Soğanları topraktan çıkarmaya gerek yoktur.


ÜZÜM SÜMBÜLÜ (Muscari)
Anadolu'da, çayırlarda tabii olarak yetişir. Boyu 15-20 cm.,çiçekleri genelde mor olmakla beraber,sarı ve beyaz çeşitleri de vardır. Katmerli olanları çok güzeldir. Kolay yetişir. Zamanla çoğalır. Diğer gösterişli çiçeklerin arasında güzel bir zemin oluşturabilir. Çim alanlara dikilebilir.
Soğanları eylül-ekim aylarında,7,5 cm. derinlik,10 cm. aralıklarla dikilir. Mart-mayıs aylarında çiçeklenir. Güneşi sever. Soğanları topraktan çıkarmak gerekmez.


ŞAH TACI (Fritillaria)
Doğu Anadolu bölgesinde tabii olarak bulunan bu bitki eskiden beri bahçelerimizde yetiştirilir.Soğanları oldukça iri ve keskin kokuludur.Bu özelliğiyle bahçeden yılan ve fareleri uzak tuttuğuna inanılır.
İki cinsi vardır.Sarı veya portakal renkli Şah tacı toplu halde, aşağı doğru sarkan çiçeklere sahiptir.Boyu 50-75 cm.uzayabilir. Hafif desenli mor veya beyaz çiçekli diğer cins daha kısa boylu olup çiçekleri tek tek açar.
Hafif gölge ve drenajı iyi toprakları sever.Toprak iyi işlenmiş ve gübreli olmalıdır. Soğanlar eylül ve kasım ayları arasında 25-30 cm. derinlik,30-45 cm. aralıklarla dikilir. Nisan ayında çiçeklenir. Soğanlar topraktan çıkarılmaz. Toprağına her yıl az miktarda yanmış gübre konur.


GALA (Calla lily)
Bu gösterişli bitki kesinlikle bahçeye ayrı bir hava verir. Suyu çok sevdiği için havuz kenarlarına veya fazla sulak yerlere dikilebilir. Son zamanlarda çok değişik renklerde gala üretilmekle beraber dış mekan için en dayanıklı olan beyaz çiçeklilerdir.
Rizomları yaz sonuna doğru ayrılarak humuslu toprakla doldurulmuş bir saksıya dikilir. Üzerinde yaprağı olabilir. Önceleri az sulanır. Bitki büyümeye başlayınca artırılır.Saksıda yetişebilir. Yahut humuslu toprağa bahçeye de dikilebilir. Bahar ve yaz boyunca çiçekleri geçene kadar toprağı hep ıslak tutulmalıdır. Daha sonra suyu azaltılır.


ZEPHYRANTHES
Son derece zarif,bahçe ve balkonlarımızda kalıcı bitki olarak yetiştirebileceğimiz bir çiçektir. İğne biçimli yaprakları,çiğdeme benzer beyaz çiçekleri vardır. Temmuz ve ağustos aylarında sürekli açar. Boyu 15 cm. kadar uzar. Pembe ve sarı çiçekli olan cinsleri de vardır ama bunlar soğuğa daha az dayanıklı olup, limonluklarda yetiştirmeye elverişlidir.
ÖZELLİKLERİ:
Soğanları Nisan ayında bol güneş alan bir yere 5 cm. derinlik ve 10 cm. aralıklarla dikilir. Toprağı kumlu olmalıdır.Ayrıca ilkbahar ve yaz boyunca köklerinden ayrılarak dikilebilir. Kolayca tutacaktır. Suyu sever. Saksı ve çiçekliklerde de çok güzel durur.

Konu mustafaszr tarafından (01-05-2009 Saat 11:03 ) değiştirilmiştir..
mustafaszr isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 01-05-2009, 11:01   #3
mustafaszr

 
mustafaszr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 19-07-2008
Nereden: Alaşehir
Mesajlar: 454
Uye No:601
Tecrübe Puanı: 950
Karizma Puanı: 912733
Karizma Derecesi
mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde mustafaszr şöhret ötesinde
Standart


GELİN SOĞANI (İxia)
Çok zarif çiçeklere sahip bir yaz soğanıdır.Yıldız biçimi çiçeklerin ortası kahverengi veya koyu kırmızı,çevresi ise sarı,pembe,portakal veya kırmızı renklerde olabilir.Çiçekler akşamları kapanır.
Soğanlar mart ayında 7,5 cm. derinlik ve 10 cm. aralıklarla dikilir.
Gün boyu güneş alan bir yer seçilmeli, toprak hafif ve iyi drenajlı olmalıdır.
Bitkinin boyu 30-45 cm. açma zamanı haziran-temmuz aylarıdır.


NERİN (Nerine)
Bu zarif çiçek açıkta yetiştirmek için biraz hassastır. Rüzgardan korunmuş, bol güneşli bir yerde iyi işlenmiş toprağa dikilir. Soğanlar nisanda 10 cm. derinlik ve 15 cm aralıklarla dikilir. Veya ilkbaharda fazla sıkışık yerlerinden kökler ayrılır ve bekletmeden dikilir.
Yaprakları yaz sonunda çiçekleri açmadan kurur. Çiçekler eylülde 60 cm. uzayan sapların üzerinde açar.


GÜN ZAMBAĞI (Hemerocallis)
Gün zambağı eskiden beri bilinen bir çiçektir.Önceleri yalnızca portakal rengi açarken şimdi değişik renkleri üretilmiştir.Çok kolay yetişir.Rizomları bir kere dikilince çabucak olduğu yere yayılır.Su tutan toprakları sever.
Çiçeklerinin ömrü bir gündür ama bol tomurcuk verdiğinden yaz boyu açmaya devam eder.Yeşilliği gür ve dekoratiftir.Bir metre yükselebilir.



GÜZ ÇİĞDEMİ (Colchicum)
İsmine rağmen güz çiğdemi baharda açan benzeriyle aynı aileden değildir. Sonbaharda önce topraktan tomurcukları fışkırır.Çiçekleri geçtikten sonra ince ve otsu yaprakları çıkar.Bitkinin soğanları çok zehirlidir ve tıpta ilaç yapımında kullanılır.
Soğanları humuslu toprağa temmuzda dikilir.Dikim derinliği 10 cm.aralığı ise 20 cm. dir.Veya temmuzda ana bitkiden ayrılan kökler bekletmeden dikilir. Güneş veya hafif gölgede yetişebilir.


ADA SOĞANI (Scilla)
Ada soğanı oldukça gösterişli ve kolay yetişen bir bahar soğanıdır.Bant şeklinde yaprakları vardır. Çan biçimi çiçekleri bir sapın üzerinde toplu halde açar.Renkleri mavi,pembe,mor veya beyaz olabilir.
Hafif gölge alanlara ve ağaç altlarına dikilir.Soğanları çıkarılmaz ve buralara kolayca yayılarak büyük gruplar meydana getirir. Çeşidi çoktur. Cinsine göre açma mevsimi şubattan hazirana kadar,boyu ise 7 cm. den 45 cm. ye kadar değişir.
Soğanlar eylül ayında 5 cm derinliğinde dikilir. Yahut ağutos veya eylülde köklerinden ayrılarak çoğaltılabilir.Bu kökler bekletmeden dikilmelidir. Humuslu ve nemli toprakları sever.


KRİNUM (Crinum)
Bu yaz soğanı iyi yetişebilmek için güneşli ve sıcak bir yer ister.Drenajı iyi,nemli toprakları sever.Pembe ve beyaz çiçekleri gayet gösterişlidir.Ağustos-eylül aylarında açar.
Soğanlar nisan ayında 25 cm derinlik ve 45 cm. aralıklarla dikilir.Bol su ve arada bir sıvı gübre verilmelidir.



BEGONYA (Begonia)
Soğanlı begonyalar son derece gösterişli çiçekler açar.Saksıda yetiştirmek daha iyidir. Sarkık dallı olanları cinsleri asma saksılara dikilir.Bazı cinslerinin çiçekleri iri bir güle benzer.Neredeyse her rengi vardır.
Soğanlar mayısta humuslu toprağa çukur tarafı üste gelecek şekilde dikilir.Toprak üzerini ancak örtmelidir.Çıkıncaya kadar fazla sulanmaz.Yarı gölgeye yerleştirilir.Suyu çok sever.Temmuzdan ilk soğuklara kadar devamlı açar.Soğanlar sıcak bir yerde çimlendirilirse daha erken çiçeklenir.
Bitki kuruyunca soğanları çıkarılır ve kuru kum içinde serince bir yerde saklanır.


SIKLAMEN ( Cyclamen)
Sıklamen genelde iç mekan bitkisi olarak bilinirse de bahçede yetişen cinsleri de vardır. Sıklameni yetişmiş olarak almak en iyisidir. Mümkünse kışı beklemeden sonbaharda satın alın. Bol tomurcuklu olmasına dikkat edin. Direkt günışığından uzak serince bir yere yerleştirin. Düzenli sulayın.
Çiçekleri bittikten sonra yaz ortasına kadar sulamayın.Yazın saksısını boşaltın ve soğanı taze toprakla yeniden dikin. Toprak üzerini ancak örtmelidir. Köklerini kesinlikle ayırmayın. Önceleri toprak yalnızca nemli olsun. Bitki filizlenince normal sulayın.
Mayıs, haziran hariç her mevsim açan cinsleri vardır.


GLAYÖL (Gladiolus)
Glayöller en tanınmış soğanlı bitkilerdendir.Onları genellikle kesme çiçek olarak görürüz.Ama bir parça güneş gören toprağınız varsa bu gösterişli çiçeği kolaylıkla yetiştirebilirsiniz.Glayöllerin farklı cinsleri bulunur..Bildiğimiz büyük çiçekli melez olanlarından başka, yazın devamlı açan küçük çiçekli tabii bir türü daha vardır.
Glayöl bol güneş ve gübreli toprak sever.Yaz boyunca düzenli olarak sulanmalıdır.İklim aşırı soğuk değil ve yeri iyi drenajlı ise soğanlarını topraktan çıkarmaya gerek yoktur.Bulunduğu yerde sürekli yavrulayarak çoğalacaktır.
Soğanlar Mart ayından itibaren 15 gün aralıklarla kısım kısım dikilirse bahçe yaz boyu glayölsüz kalmaz. Bu şekilde 4-5 posta dikim yapılabilir.
Glayöl soğanları 6 hafta önce kazılmış ve iyi hazırlanmış toprağa 10.cm derinlik ve 10-15 cm. aralıklarla dikilir. Büyüyen bitkinin devrilmemesi için rüzgar almayan bir yer seçilmelidir. Gerekirse ince bir çubukla destek yapılır.

Yaşasın Çizgiroman Kardeşliği
mustafaszr isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Alt 06-07-2009, 23:43   #4
cançe

 
Üyelik Tarihi: 16-04-2009
Nereden: Eskişehir
Yaş: 39
Mesajlar: 41
Uye No:1933
Tecrübe Puanı: 25
Karizma Puanı: 4781
Karizma Derecesi
cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough cançe is a jewel in the rough
yeni Lale

İSKENDER PALA'NIN KALEMİNDEN

Şair şöyle buyurmuş:


Yoktur bu âb u tâb ne mihr ü ne jâlede
İzhâr-ı kudret eylemiş Allâh şu lalede

Demek olur ki: “Şu lâledeki parlaklık ve berraklık ne güneşte, ne de çiğ tanesinde var. Galiba Allah şu lâleyi yaratırken insanlara kudretini göstermeyi istemiş. (veya Lâle kelimesiyle Allah ism-i celali aynı harflerle yazıldığı için lale’ye bakanlar oradan “Allah adını okurmuşlar.)dır.”

Lale, her ne kadar atalarımız tarafından Ortaasya’dan getirilde denirse de aslında vatanı kesin olarak belli olmayan bir çiçektir. Kanunî devrinde İstanbul’da büyükelçi olarak bulunan Avusturyalı ünlü seyyah ve yazar O. G. Busbecq, hatıralarında, Batı dillerindeki tulip (Latince tulipa, Almanca tulpe, Fransızca tulipe, İngilizce tulip, İtalyanca tulipano, Rusça tul’pan) kelimesinin Türkler tarafından “tulipan” şeklinde telaffuz edildiğini ve bununda Türklerin başlarına sardıkları “tülbent” ile alakalı bulunduğunu yazarak Avrupa’nın lâleyi Osmanlılar aracılığıyla tanıdığını söyler. Nitekim Anadolu coğrafyası laleyi Türkler ile tanımış, Roma yahut Bizans ve öncesi kültürlerde lale ile bağlantılı bir ize rastlanmamıştır.




Lâlenin kırmızı veya pembe renk ile alakası düşünülürse bu ismin la’l (kırmızı / pembe yakut) kelimesinden türediği var sayılabilir.

İran ve (Büyük) Anadolu Selçukluları’nın sanat eserlerinde lâle motifi XII. Asırdan itibaren kullanılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya’daki muhtelif eserlerde lâle motifi yer alır. Türk çini, kumaş, halı, kilim vb. el sanatları örnekleri ile cami, mescit, türbe, medrese, sebil vb. mimari eserlerinin duvarlarında her renkten lâle görmek mümkündür. Taş, maden, tahta, sadef, deri, kumaş vb. eşya üzerine, stilize edilerek işlenmiş lâleler, ayakkabılardan iç mintanlara, şallardan kaftanlara varasıya kadar hemen her türlü giyim malzemesinde de desen olarak kullanılmıştır. Osmanlı’nın lâle ile olan bu dostluğu asırlarca sürmüş ve Avrupa’dan Barok üslubun alınıp klasik şarkkârî desenlerin yerine ikame edilmesine kadar (Bu gelişim Patrona’nın 1730 Ekim İhtilali’nden itibaren tam bir asır sürmüş ve Tanzimat ile iyiden iyiye hissedilmiştir) rölyefler, desenler, minyatürler, nakışlar, tezhibler ve dokumaral ile gündelik hayatın bir parçasını oluşturmuştur. Çünki Osmanlı insanı tıpkı gül ile Efendiler Efendisi’ni hatırladığı gibi lâle ile de Allah’ı hatırlamıştır. Ona göre lâle ismini oluşturan harfler (lam, elif, lam, he), tıpkı hilal (he, lam, elif, lam) gibi Allah lafza-i celalindeki harfler (elif, lam, lam, he) ile de aynıdır. Ebced hesabına göre her üç kelimenin toplamı da 66 rakkamını verir. Bu mazmunu anlatmak üzere pek çok şair beyitler söylemiştir, ancak içlerinde en ünlüsü İzzet Ali Paşa’nın Sultan III. Ahmed vasfındaki medhiyesinin tegazzül matlaı olan şu beyittir:

Mazhar-ı ism-i Celâl olmasa hakkâ lâle
Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle

Şöyle demeye gelir: “Hakikate lâle, Celâl olan Allah’ın adının harflerini taşımasaydı bu kadar yüksek mertebeler bulamazdı elbette!”




Lale soğanı, yalnızca bir dal ve bir tek çiçek verdiği için Allah’ın birliğini temsil eder ve şekil itibariyle de tevhid’in sembolü olan elif’e benzer. Bütün bu özellikleriyle lâle Osmanlı toplumunda âdeta kutsallık kazanmış ve Allah’ın varlığını yansıtan özge bir çiçek olarak algılanmış, güzelliğinin sırrı da buna bağlanmıştır. O kadar ki XVII. Yüzyılda güzellerin mücevherat yerine lâle takınarak süslenmesi moda olmuş, lâle yetiştirmek ve şairane isimler taşıyan çeşitlerini koleksiyon olarak aynı bahçede bulundurmak âdeta bir yarış halini almıştır
...


Lâlenin kokusu yoktur, illa ki renkleri şairleri çıldırtacak kadar müstesna ve hayranlık vericidir. Klâsik Türk Şiirinde Lâle adlı araştırmayı yapan Ahmet Kartal’ın kitabında Akçağ yayınları, Ankara, 1998, 192 s. Lâlenin renkleri, adları, teşbih edilen unsurları vs. şairlerin beyitlerinden süzülerek verilmiştir. İşte lâlenin renkleri: kırmızı(al, hamrâ, sürh, la’l, la’lîn, kızıl), kebûd (mavi), kibritî (açık sarı), zerd (altın sarısı), duhanî (koyu gri ve siyah ), leylakî (mor), sefîd (beyaz), minâ (gök rengi), turuncu ve laciverdi...

Şair ruhu, elbette lâleyi mücerred teşbihlerle isimlendirmekten haz duyacaktır. Nitekim aynı araştırmada lâle isimleri de şöyle sıralanır: Âfitâb-ı gülzâr (gül bahçesinin güneşi), bî-mânend (benzersiz), âsaf-perver (vezir yetiştirmesi), dil-cû (gönül arayan), ferah- âver (ferahlık getiren), feyz-i Hudâ, (Allah’ın bereketi), gül-ruhsâr (gül yanaklı), hüsn-i Hasen (Hasan’ın güzelliği), ikrâm-ı Hak (Allah’ın ikramı), kavs-i kuzah (eleğimsağma), nahl-i erguvân (erguvan fidanı), nâzende (nazlı), necm-i nâdir (nadir görülen yıldız), nîze-i rummânî (nar renkli mızrak), semen-sîma (yasemin yüzlü), şakâyık-ı numânî (kır lâlesi, gelincik), şevk- efzâ (coşku arttıran), tuğ-ı şâhî (padişah tuğu), Yed-i Beyzâ (Hz. Musa’nın beyaz eli), ebr (bulut), mercan, tac, kadeh (peymâne, câmı Cem, sâgar, ayağ, lalîn câm), sürahi, karure (sırça şişe), hokka, külah, kâse, çanak, fanus, micmer, hayme (çadır), otağ, nûn, gamze vb. Bütün bu isimlere bakarak lâlelerin şekillerini zihnimizde canlandırmak mümkündür.

Şairler lâleyi sevgilinin yüzüne, yanağına, dudağına ve taze geline de benzetmişler; âşıkın bağrını bedenini, sînesini, gönlünü ve gözünü de ortasındaki dağlama yarasını andıran siyah leke ile ölçmüşlerdir.

Lâle ki sevgilinin yanağıdır; onu gören gül, güllüğünden utanır; salınışını gören servi salınmayı bırakır. Tıpkı Necatî Bey’in söylediği gibi:

Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler

Servi yürütmediler; goncayı söyletmediler


BÜTÜN LALELER 6 YAPRAKLIDIR

Gerçek lâlelerin hepsinde renkli 6 yaprak bulunur. Tac ve dal yaprakları ise yeşildir. Yaprak sayısı altıdan fazla olan katmer laleler daha sonra üretilmiş olup güle benzetilmişlerdir.



Lâleler sonbaharda toprağa soğanlar hâlinde dikilir ve ilkbaharda bir tek çiçek açar. Kışın kendilerini dibe çekmeleri, soğanını ayaza çaldırmamak içindir. Kumlu ve gübreli toprağı severler ve açıldıkları zaman ancak birkaç gün dayanırlar. Gece kapanır, gün ışığında yapraklarını yayarlar. Koklanmaları hâlinde yaprakları erken dökülür.

Lâle ki bir devre adını veren çiçektir, övülmeye lâyıktır. Sözü Edip Ayel’e bırakalım:

Eylül’de melûl oldu gönül soldu da lâle
Lâleyken emel ermedi bahçemde kemâle
Gelmez bu elem neyleyelim fazla suâle
Bir hâile ömrüm ki alınmaz bir kâle
Hülyâ bizi râmeyleyebilmiş ki muhâle
Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle
Sevdâ denilir düştüğümüz gizli melâle
Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

Bülbül edemez belki de şâir gibi nâle
Yıllar eriyor ağladığım gülle zevâle
Son darbeyi vursaydı ecel bâri mecâle
Bir hâile ömrüm ki alınmaz bile kâle

Lâleyi önemseyenlere selam olsun
cançe isimli üye çevrimdışı   Alıntı Yap ve Yanıtla
Yanıtla


Konuyu toplam 1 üye okuyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz




vBulletin® Version 3.7.0 Beta 4